30 Haziran 2010 Çarşamba

Almina'nın Yaz Modası


Minik Kuzumun yaz modası. 2, 3, ve 4 numaralı resimdeki kıyafetlerimiz diş buğdayı hediyesi.

24 Haziran 2010 Perşembe

LYS'de Başarılar...


Bu haftasonu LYS'nin son oturumları yapılacak, son düzlüğe girdik. Aaa bak şimdi dikkat ettim demek o kadar dile pelesenk olmuş gençler için "yarış atı" tabiri ÖSYM'de her halde bunu gerçek hayata uygulama yoluna giderek 4 ayaklı bir sınav sisteminin "yarış atları" için daha iyi olacağına hükmetmişler. Bende diyordum durduk yerde ne diye değişti sınav sistemi. Evet son düzlüğe girildi...

Milyonlarca gencin kaderi bir tutam kağıdın üzerinde duruyor. Buradan başta yeğenim olmak üzere sınava girecek herkese vaktiyle sınava girmiş ve hala girmeye devam eden bir ÖSYM müptelası olarak bir şeyler yazmak istiyorum:


Hiç bir şey sınav da dahil sizden değerli değil. Her zaman bir tek sağlık dışında her şeyin yerine yenisi konur, sınavlara tekrar girilir o yüzden hiç kendinizi sıkmayın. Bir senem heba olur diye düşünmeyin. Evet belki uzun bir zaman ama daha çok gençsiniz sizin için bir yılın bir önemi yok. Her şeyden önce rahat olun. Hayatta tek gerçek sınav değil. Umarım herkes istediği yere yerleşir. Ancak var sayalım olmadı, olsun siz değerlisiniz, ailem para harcadı benden beklentileri var diye düşünmeyin. Hiç bir anne-baba evladına çok harcağını düşünmez hep "keşke daha fazla yapabilsem" der. Olumlu olun, her şey güzel olacak buna inanın. Ecenur'umun ve tüm gençlerin sınavının iyi geçmesi dileği ile BAŞARILAR...


not: Ecenur seni çok seviyorum canım kuzum

23 Haziran 2010 Çarşamba

Anne-Babalar İçin Bebek Ruh Sağlığı Rehberi


Her şeyi kitaplardan öğrenmeyi düstur edinmiş bendeniz için artık olmazsa olmazım çocuk gelişimi ve eğitimi kitapları. Türkiye’de ilk ve tek olan Koray Karabekiroğlu’nun kitabı bebeği olan, bebek bekleyen ve bebek için hazırlık yapan her çift için mükemmel bir kaynak. Aklınıza gelecek her soruya cevap buluyorsunuz. Akıcı bir dille ile yazılmış. Oldukça akademik bir kitap olmasına karşılık sıkmıyor. Kitap baştan sona okunabildiği gibi, çok güzel şekilde ayrılmış bölümleri ve detaylı “İçindekiler” listesiyle kısım kısım da okunabilinir.
Kitap Genel Bilgiler ile başlıyor, daha sonra Dünya da, Türkiye’de Bebek Ruh Sağlığı’ndan bahsediliyor. Daha sonra sayamayacağım kadar ana ve alt başlıklar ile Bebek Ruh Sağlığını Etkileyen Faktörler, Hastalıklar, Çevre ve Aile Etkileşimi, Psikososyal Gelişim’den bahsediliyor. Kitabın en fonksiyonel kısmı ise Bebek Ruh Sağlığı İle İlgili Sık Sorulan Sorular bölümü. Akıla gelen her soru burada cevap buluyor. Kitabın son bölümleri Bebek Ruh Sağlığında Koruyucu Yaklaşım ve Bebeklikte Ruhsal Sorunların Tedavisi ana başlığını taşıyor ve bu konuda yapılması gerekenler detaylı bir şekilde anlatılıyor.
Konu ile ilgilenenler, anne – babalar ve anne – baba adayları için kesinlikle tavsiye olunur.

Kitaptan;
Çocuk Yetiştirirken Pratik Öneriler:
-Çocuğunuzun, ona ihtiyaçlarıyla ilgilendiğinizi ve gerek duyduğunda yardımcı olacağınızı bilmesini sağlayın,
-Onunla konuşurken aynı hizada olaya özen gösterin, ona çok yukardan ya da çok aşağıdan bakmamaya çalışın,
-Onu dinlerken mümkün olduğunca sözlerini kesmemeye çalışın, sözlerini tamamlamaya çalışmayın,
-“Neden?” sorusu yerine daha çok “Ne?” sorusunu (örn. Ne oldu?, Ne düşünüyorsun? vs.) sormaya özen gösterin,
-Onunla konuşurken, büyüklerle konuştuğunuz ses tonu ve sözcükleri tercih edin. Onun küçük ve tecrübesiz olduğunu hatırlatıcı sözler, hitaplar sağlıklı iletişimi zorlaştırır, …
(Sayfa: 380)

20 Haziran 2010 Pazar

Babama...

Canım babacığım babalar günün kutlu olsun, hep benimle oynuyorsun, beni çok güldürüyorsun... Seni çok seviyorum canım babacığım...

19 Haziran 2010 Cumartesi

Tarçınlı Kurabiyem 9. Ayını Doldurdu



Tarçınlı Kurabiyem 9. ayını doldurdu. Dile kolay... Artık baba, mama diyor, isteklerini, istemediklerini belirtiyor, bir yere tutanarak ayakta duruyor, oyunlar yapıyor, ellerini çırpıyor ve daha fazlası... Kocaman bir 9 ay geride kaldı. Geçen sene bu günlerde 24 haftalık hamileydim ve içimde hareketlerini hissettiğim bebeğimin seneye bu zamanlar nasıl olacağını hayal ediyordum. Allah'a çok şükür ki beni bu günlere ulaştırdı. 1. yaşına tam 3 ay var. Ne mutlu bana... Allah'a bir kere daha sağlıklı bir evlat verdiği için şükrediyorum. Nice aylara yıllara benim mis kokulu meleğim... Seni çok seviyoruz...

9 Haziran 2009

15 Haziran 2010 Salı

Almina'nın Diş Buğdayı



Almina'nın iki dişini de anneler gününde fark etmiştik. Geçen pazar hazırlandığımız Diş Buğdayı Partimizi gerçekleştirdik. Börekler, salatalar, kurabiyeler yapıldı (Anneme ve ablalarıma teşekkür ederim). Hoşgör'e dişli pastamızı ve diş şeklinde kurabiyemizi yaptırdım. Buradan tekrar Senem Hanım ve Hoşgör ekibine çok teşekkür ederim. Tahminimden bile güzeldi hem pastamız hem kurabiyelerimiz.

Yaklaşık 16 kişi kadardık, gelen dost ve akrabalarımıza teşekkürler. Bir sürü hediye geldi. Almina'nın bir sürü kıyafeti oldu. (maalesef fotoğraf çekmeyi unuttum.) Arkadaşım Ece çok güzel bir fotoğraf albümü almış. Herşey çok güzel geçti, ancak hava çok boğucuydu. Almina'nın üzerine bir kaç kez değiştirmek zorunda kaldım.

Tatlı bebeğim diğer dişlerini de sağlıkla çıkar seni çok seviyoruz.





8 Haziran 2010 Salı

Çalışan Anne





Çalışan anne olmak her geçen gün daha da zorlaşıyor. Artık Almina büyüyor ve sabahları giyinip bir yerlere gittiğimi fark ediyor. Kucağıma gelmek istiyor, alıyorum biraz dolaşıyoruz sonra anneme verdiğim zaman "ıııhhh" diyor, kızıyor bana. Ben de onu bırakmak istemiyorum. İşe ilk döndüğüm zamana geri döndüm. Okula gelene kadar ağlıyor, eve dönene kadar vicdanım sızlıyor...

Birde 2 yaşına kadar emzirmekten bahsediyor uzmanlar. Bu ne mümkün. Madem 2 yaşına kadar emzirsin anneler istiyorsunuz o zaman 2 yaşına kadar anneler yarım gün çalışsın. Süt izni: 1.5 saat? Ne için? Eve gitmek zaten nerdeyse 1 saat sürüyor. Pompalamakla olcak gibi değil, zaten Almina -ve çevremdeki çoğu bebek- öyle hiç istemedi pompalanmış sütü. Anne kokusunun yerini ne tutar. Benim kızdığım nokta çelişki; ya anneleri emzirmeye teşvik için gerçekten Avrupa'da olduğu gibi bir düzenleme yapılsın, ya da 2 yaşına kadar emzirin demeyin. Bu anneler için çok büyük bir baskı oluşturuyor. Bu yüzden işini bırakan - ki bende düşünmedim değil- anneler var. Kadınlar hem doğursun, hem emzirsin, hem çalışsın ülke ekonomisine katkısı olsun, vs. Kısacası Süper Kahraman olsun.


Son zamanlarda elimden düşmeyen Prof. Dr. Haluk YAVUZER'in "Çocuk Eğitimi El Kitabı"nda çalışan anne ile ilgili çok hoş bir yazı var. Bu yazıyı okuyarak kendimi avutuyorum. Kitap gerçekten çok güzel, çok sade bir dil ile yazılmış. Anne-Babalar için çok yararlı bir kaynak kitap.

Çalışan Anne Çocuğuna Ayırdığı Zamanı İyi Kullanabilmelidir
Çalışan annelerin en önemli sorunları şunlardır:
a) Annenin işten ve trafikten eve geç ulaşması nedeniyle yaşadığı gerginlik,
b)Yemeği hazırlama teleşından kaynaklanan panik
c)Çocuğuna yeterli zaman ayıramamanın getirdiği suçluluk duygusu

Bütün bunlar annenin "zamanı iyi yönetmesiyle" belirli bir düzene oturabilir. Zamanı kontrol altına alan anne, kendini de kontrol etmeyi başaran, hedeflerini ve önceliklerini iyi planlayan annedir.Bu durumda anne, "işe" ve "çocuğuna" ayırdığı zamanı verimli bir şekilde kullanabilme alışkanlığına sahip olcak, buna bağlı olarak da söz konusu "panik" ve "suçluluk dugusu" yaşamayacaktır. Ergün (2003) tarafından yapılan araştırmada, çalışan annelerin çocuklarının bilişsel işlemlerdeki performansının, çalışmayan annelerin çocuklarına göre daha yüksek düzeyde olduğu bulunmuştur.
Diplomasının hakkını vermesi ve mesleki açıdan tatmin olması, çalışan annenin "ruh sağlığını" olumlu etkiler. Bu durum davranışlarına yansır. Buna karşılık çalışmayan anne, mesleğini yapamamanın sıkıntısı ve rutin ev işleri nedeniyle, zaman zaman gerginliğini olumsuz davranış şeklinde çocuğuna yansıtabilir. Bu bağlamda, çalışan anne zamana hükmedebildiğinde, zamanı verimli bir şekilde kullanabildiğinde, çalışmayan anneye oranla çocuğuyla daha iyi iletişim kurma şansına sahiptir.
Öneriler
1) Çok zaman değil yoğun birliktelik, nicelik değil zamanın niteliği önemlidir. Bu nedenle anne iş sonrası var olan zamanını yoğun bir şekilde çocuğuyla birlikte geçirdiği takdirde çocuk yeterli doyumu sağlar.
2) En önemli tehlike, annenin suçluluk duygusu içinde çocuğa veremediği zamanı maddeyle kapatmaya çalışması, her akşam oyuncak veya çikolatayle gelmesidir. Bir başka tehlike de aynı suçluluk duygusu içinde çocuğu "aşırı şımartma" her istediğini yapmaya çalışmaktır. Burada çocuğun anneden istediği ne aşırı hoşgörü, ne şımartma, ne de oyuncaktır. Çocuk anne ile yüz yüze birlikteliği özlemiştir. Mutfağında yemeğini çocuğuyla birlikte yapan anne, bu beraberliği ona yaşatmış olur.
3) Çalışan anne çocuğuyla "ortak bir etkinlikte" bulunduğu, onunla birlikte oynadığı, onu sinemaya, tiyatroya, müzeye götürdüğü takdirde çocuğun ihtiyacı olan doyum sağlanmış olur.
4) 0-3 yaş arası çocuğun okulöncesi eğitim kurumuna verilmesi hem okulöncesi eğitim süresini uzatması, hemde "aile ortamında" özellikle anneye olan ihtiyaç nedeniyle sakıncalıdır. Bu sebeble anne bu dönemi büyükanne kontrolünde bir bakıcının yardımıyla aşmalı ya da mümkünse 0-3 yaş arasında çalışmamalıdır. Çocuk 3 yaşına geldiğinde anne ister çalışsın ister çalışmasın gerekirse ilk sene yarım günden başlayarak çocuk okul öncesi eğitim kurumuna gönderilmelidir. (sayfa 78-79)

2 Haziran 2010 Çarşamba

Almina Sapanca'da


Cumartesi günü maaile Sapanca'ya gittik. Daha doğrusu Güral Sapanca Oteline gittik. Hava çok güzeldi. Havuz için hazırlıksız gittiğimize pişman olduk. Otel gerçekten çok güzel (Aşk-ı Memnu izleyenler için not: Firdevs Hanım'ın Avusturya gezisi sahneleri bu otelde çekildi). Havuz başında Farina Resturantta yemek yedik. Yemyeşil bahçesinda hamaklarda Almina ile keyif yaptık. Şahane porselen fincanlarda Türk Kahvesi içtik. Almina mis gibi bir havada ağaçların altında güzel bir uyku çekti. Aqua parkda eğlenen abilere-ablalara baktı. Güzel bir gün geçirdi. Aslında otelde çok güzel bir spa merkezi var. Bir daha ki sefere bu imkanlardan yararlanmak üzere gezimize son verdik.



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...