28 Şubat 2011 Pazartesi

Lawrence E. Shapiro, Richard Jablow, Julia Holmes - Bebekler İçin Acil Yardım Kılavuzu



Doktorlar hastaların "Doktorların Allah eksikliğini göstermesin, muhtaç da etmesin" sözünü pek sevmez. Kendi açılarından bakılınca evet haklılık payları var, ancak hasta açısıdan bakınca da onlar da haklı. Nasrettin Hoca'nın herkese hak vermesi gibi oldu ya neyse.



Bu kitabı okurken yukarıda değindiğim söz aklımdaydı sürekli. Her bölüme "Aman Allah korusun" diyerek başladım. Anne olmak böyle birşey işte.



Kitap son derece yararlı. Umarım hiç bir zaman böyle bir durumla karşılaşıp ihtiyaç hissetmek durumunda kalınmaz ancak tedbiri de elden bırakmamak gerek.



Yazar kitabın her zaman yanımızda olması gerekliliğinden bahsediyor ve kitabın boyutları da bu durum düşünülerek tasarlanmış. Bebek bakım çantasında rahatlıkla taşınabilir.



Kitap böcek sokmalarından, ateşe kadar aklınıza gelebilecek her türlü acil ve travmatik durumdan bahsetmekte. Tekrar tekrar okuyup, ciddi olarak öğrenmek ve böyle bir acil durum ortaya çıkınca soğukkanlılıkla davranmak gerek.



Aslında herkesin ilk yardım kursu alması elzem. Sağlıklı günler dilerim özellikle tüm bebişlere...

Bebekler İçin Acil Yardım Kılavuzu, Lawrence E. Shapiro - Richard Jablow - Julia Holmes, Arkadaş Yayınevi 2010 , İstanbul,  ISBN: 9789755096469 192 Sayfa

25 Şubat 2011 Cuma

İlkim Öz - Anneler ve Kızları





 
Elbette her evladın yeri ayrı, kızı erkeği yok. Ama anne-kız arasındaki farklı bir ilişki vardır. Hemcins olmalarından kaynaklanan. Aynı şey eminim baba - oğul için de geçerlidir.
İç kapakta:
"Bir kızınız varsa şanslısınız...Çünkü o sizin ömür boyu en iyi arkadaşınız olacak; ancak zor günleri elele ve omuz omuza atlatabilirseniz" diyor İlkim Öz çok doğru. Kendimden de çevremden de bilirim "kızım en iyi arkadaşım" söylemlerini. Bende kızım büyüyünce onunla sinemaya gitme, kahve içme, müze gezme hayalleri kuruyorum.

Anne - kız en iyi arkadaş olabilirlerken yapılan yanlışlarla bir anda tam tersi etkilerde yaşanabilir ilişkilerinde. İşte bu güzel kitapta bunlar annelere gösteriliyor. Kitap okuyup kaldıracağınız bir kitap değil asla. Kızınız büyüdükçe, aklınıza sorular takıldıkça dönüp dönüp okunacak bir kitap. Doğduğu andan, onun anne olmasına kadar her dönem tek tek inceleniyor. Sorunları tespit ederek çözüm önerileri sunuyor.

Dili sade, akıcı. Okurken acaba ben böyle bir durumla karşılacaşak mıyım? diye düşünmekten kendimi alıkoyamadım. Ama iyi ki bu kitabı buldum ve okudum. Kendimi daha iyi hissediyorum. En azından neler ile karşılaşabilirim onu biliyorum. Bu büyük bir lüks.

Kızı olanların mutlaka okumasını tavsiye ediyorum. Çok güzel hem öğretici hem de keyifi bir kitap. Tüm anne ve kızlarının daima iyi dost olması dileği ile...
 

 Tarçınlı Kurabiyem ve ben


Anneler ve Kızları, İlkim Öz, Remzi Kitabevi, 2010 - İstanbul, ISBN: 978-14-1397-0, 190 Sayfa




24 Şubat 2011 Perşembe

BEÖ: Kalp



 Geçen haftanın Büyüyorum Eğleniyorum Öğreniyorum konusu "Kalp"ti. Almina henüz küçük olduğu için çok alternatifli çalışmalar yapamıyoruz. Konu "Kalp" olunca, Almina da çıkarma sevince aklıma böyle bir çalışma yapmak geldi.
Pembe kartondan bir kalp kestim. Aile fotoğrafımızı yapıştırdım. Kalpli çıkartmalar almıştım,Almina'ya verdim. Yapıştırmaya başladı.


Ortaya çok hoş bir kalp çıktı. Mutfak kapımıza astık, akşam babamıza gösterdik. Sonraki günler mutfağa gelince göstermeye devam etti :)

23 Şubat 2011 Çarşamba

Ödül :)


Çok hoş bir ödül geldi blogumuza Gutguturuna'dan "Okuması En Keyifli Blog Ödülü" teşekkür ederim. Ben izlediğim tüm blogları keyif ile okuyorum. Bu yazıyı okuyan herkes lütfen ödülü almış kabul etsin. Özellikle Canım Kızım Naz ve Mostasba :)

22 Şubat 2011 Salı

Almina'nın Kitapları - 07: Elmer ve Gökkuşağı


Elmer ile Bir Dolap Kitap vasıtasıyla tanıştım. Tam alışveriş sepetime ekleyeceğim sırada Blogcu Anne'nin "Elmer ve Gökkuşağı" kitabını  hediye edeceğini gördüm ve yorum bıraktım. Kurabiyemin şansına kitap bize çıktı. Kitap elimize ulaştığında bir solukta okudum ve eve gider gitmez Almina'ya kitabı gösterdim. Önce kendisi inceledi. Sonra bana verdi (Bu oku anlamına geliyor). Okudum, kitabı aldı tekrar baktı gene verdi ve yine okudum. O günden beri en gözde kitaplarımızdan biri Elmer ve Gökkuşağı.


Elmer diğer filler gibi gri değil, iyi ki de değil, rengarenk. Bir gün yağmurdan sonra erken çıkan gökkuşağı renklerini kaybeder. Elmer gökkuşağına yardım etmeye ve renklerini ona vermeye karar verir. Önce gökkuşağını bulması gerekir. Tüm hayvanların yardımı ile gökkuşağını bulur, diğer hayvanlar Elmer'ın  renklerini verdikten sonra onun renklerini kaybedip kaybetmiyeceğini merak ederler. Paylaşmanın önemi ve değeri üzerine çok güzel bir öykü. Almina'nın en sevdiği bölüm tüm hayvanların "yaşasın" diye bağırdıkları bölüm.


Dilimize çevrilmiş pek çok macerası var Elmer'ın. İlk olarak Elmer ile başlamak daha iyi olabilirdi ama şansımız bizi Elmer ve Gökkuşağı ile tanıştırdı. Diğerlerini de alıp kurabiyeme okumak niyetindeyim. 

- Elmer
- Elmer ve Pembegül
- Elmer ve Hipopotamlar
- Elmer ve Kelebek

Elmer ile ilgili Bir Dolap Kitap yazısı için bir tık.

Elmer ve Gökkuşağı
David McKee
Kırçiçeği Yayınları
+2 

21 Şubat 2011 Pazartesi

Annelik Akademisi'nden Kitap




Annelik Akademisi'nden herkese ücretsiz kitap. "Hamileyim" yada "Bebeğim" kitaplarından birini seçerek formu doldurmanız yeterli. Az önce bana kitap ulaştı. İlk bakışta gayet güzel, detaylı incelemek için sabırsızlanıyorum. 

İtalyanca "Gravidanza" adlı bir kitaptan çevrilmiş olan kitabın editörü Sabiha Paktuna Keskin.


18 Şubat 2011 Cuma

18 Şubat...




Bugün önemli bir gündü. Hem babamın hem de anneannemin doğumgünü ve bende 17. ayımı bitirdim. Sabah annem ile babacığımı kahvaltıya götürdük. Benim doğumgünümün olduğu güzel oyuncaklı yere. Babam ile bir güzel oynadık. Sonra annem ve babam kahvaltı ettiler. Ben evde etmiştim biraz böreğin tadına baktım. Annem babama pastanın sürpriz olmasını istiyordu. Tülay teyzem anneme "Ben uğrar sipariş veririm" demiş. Annem epeydir babama "Ne zaman 30 olacaksın?" diye takıldığı için pastaya "Tolga Nihayet 30 oldun" yazdırmak istemiş. Tülay teyzem gidip bunları annem için yapmış. Annem teşekkür ediyor kendisine :)
Pasta çok güzeldi. Ben çok beğendim. Babam da beğendi yazıya da güldü. Pastamızı yedikten sonra oyuncakların olduğu yere gittik ben çok sevindim. Babamla gemiye bindik, trene bindik. Çok uykum gelmişti eve gelir gelmez uyudum.  

İyi ki doğdun Babacığım...

İyi ki doğdun Anneanneciğim...

Anneannemin partisi pazar günü.

17 Şubat 2011 Perşembe

Zavallı CD'lerim :)


Şaka elbette kurabiyemden değerliler mi? Almina bu ara herşey ile oynama döneminde. CD'ler de en sevdikleri arasında. Zaten televizyonluğun fotoğrafta görünen köşesi ona ait. Orada durup oynuyor. Kimi zaman kendi oyuncaklarını taşıyor, kimi zaman oyuncak olmayan eşyaları. Kimi zamanda orayı boşaltıp CD'lerle oynuyor.

Geçen sene bu zamanlar günün çoğunu uyuyarak geçiriyordu. Şimdi ise bebeklikten çıkan, kah kendi dilinde kah anadilinde konuşan, yürüyen, koşan, duygularını belli eden bir kurabiyem var.

Yarın her açıdan özel bir gün: Almina 17. ayını bitiriyor, annem ve eşimin doğumgünü. Bakalım neler olacak...

16 Şubat 2011 Çarşamba

Yepyeni Bir Blog




Elma Yayınevi'nin desteği ile bir araya gelen yazarlar okudukları kitapları yazıyor. Henüz yeni olmasına rağmen çok ilgi çekti. Kitap severlerin takip etmesi gereken bir blog. Ben severek okuyorum. Bloga ulaşmak için resme tıklamanız yeterli :)

14 Şubat 2011 Pazartesi

Sevgililer Günü...



Sevgililer Gününüz ve Kandiliniz kutlu olsun...



Uzun zamandır etmek istediğim bir teşekkürü bu vesile ile edeyim.
  • Hamile kaldığımı öğrendiğim andan itibaren eşim en büyük yardımcım oldu.
  • Son ayım ramazana geldiği ve kendisi oruç tuttuğu halde yemek yapıp önce beni doyurdu.
  • İki senedir hemen hemen tüm temizlik işlerini yaptı.
  • Yemek yapamadığım zamanlarda hiç sorun etmedi. 
  • Doğumdan sonra evde olduğum zamanlarda sabahları bana şahane kahvaltılar hazırladı.
  • Kendisi uykusuz olmasına rağmen Almina ile ilgilendi "Sen uyu, dinlen" dedi.
  • Arkadaşlarımla kahve içmek için sözleştiğimizde Almina'ya baktı.  
  • Marketten yeni geldiği halde unuttuğum bir şey için tekrar hiç sorun etmen markette gitti.

Böyle uzayıp giden bir liste...

İşte tüm bu güzellikler ve anlayışın için sana çok teşekkür ederim aşkım. Seni ve kurabiyemizi çok seviyorum.

9 Şubat 2011 Çarşamba

Almina İçin...


Bu da Almina için işlediğim kuş... Biraz kaymış kasnakta fotoğraf çektikten sonra farkettim :)

7 Şubat 2011 Pazartesi

Parmak Fırçadan Normal Fırçaya

Uzun bir süredir dişlerimizi parmak fırça ile temizliyorduk. Son zamanlarda Almina dişlerini fırçalarken, parmağımı ısırmaya başlamasıyla normal fırçaya geçme vaktinin geldiğine kanaat ettim:) Zaten banyoda bizim fırçalarımızı görünce onları istiyordu. Şimdi kendine ait pembe, şeker mi şeker bir fırçası oldu.

Macun konusunda karasızım. R.O.C.S.'un bebekler için ürettiği yutulabilir macunları var. Ihlamurlu ve papatyalı seçenekleriyle gayet güzel görünüyorlar. Ancak dediğim gibi hala kararsızım. En iyisi doktorumuza sormak hatta daha da iyisi gittiğimiz Özel İlgi Çocuk Sağlığı merkezinde diş hekimi var ona sormak.


Almina fırçayı görünce ne yaptı diye sorarsanız. Deli oldu. Çok seviyor bu fırçalama işini umarım her zaman bu merakı devam eder.

4 Şubat 2011 Cuma

Çıkart-ma :)


Almina çok seviyor çıkartma yapıştırmayı. Çıkartmalı kitaplarımız var ama şimdilik Almina serbest çalıştığı, sadece defterine değil, televizyon, bulaşık makinası, ayakkabısı v.b yerlere yapıştırdığı için normal çıkartmaları kullanıyoruz :)

NOT: Dün yazdığım Nişasta Bazlı Şeker ile ilgili yazımdan sonra,  akşam TRT Haberlerinde Bakanlar Kurulu'nun bu olaya el koyduğu ve gerekli önlemlerin alınacağına ilişkin bir haber izledim ve çok mutlu oldum. Bu konuyu gündeme getirenlere ve ilgilenenlere teşekkür ederim.

3 Şubat 2011 Perşembe

Nişasta Bazlı Şeker


Rahmetli Defne Joy Foster'ın ani ölümüne üzülürken, üstüne bir de okuduğum, sağlığımızı özellikle çocuklarımızın sağlığını tehdit eden bu haberi okuyunca iyice üzüldüm. "Neden böyle şeyler bizim ülkemizde oluyor? Neden bizim ülkemizde insan hayatı çok ucuz?" gibi klişeleşmiş sorular geldi aklıma. Bu haberi okuduktan sonra insanın aklına başka ne gelebilir ki.

Artık biliyoruz; hazır gıdalarda içeriğini bilmediğimiz sadece harflerden oluşan maddeler kullanıldığını. Ama "Bu kadarı da olmaz artık" dedirtiyor.

Ülkemizde nişasta bazlı şeker maliyetleri ucuzlattığı için çok yaygın olarak kullanılıyor. Çok uzun uzun yazmak istemiyorum. Zira haberde gayet detaylı bilgi verilmiş.

Bu haberi okunca Başbakanlığa bir mail gönderdim. Amerika ve Avrupa'da yasaklanan bu madde, ülkemizde de yasaklanmalı. Sizde mail göndermek isterseniz: bimer@basbakanlik.gov.tr

Sağlıklı günler dilerim...

1 Şubat 2011 Salı

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...